Ana içeriğe geç
Miras & Hafıza

ODTÜ Mezunları Derneği Dijital Kütüphanesi

ODTÜ Mezunları Derneği
Komer Olayı
1 / 8
Çerçeve

Komer Olayı

Yıl 1969
Tarih 06.01.1969
Kategori 1960'lar
Konum ODTÜ, Rektörlük önü

Açıklama


1968 sonbaharında Vietnam'da "pasifikasyon" ya da savaşın Vietnamlılaştırılması ile görevlendirilmiş olan CIA uzmanı Robert Komer 'in Türkiye'ye büyükelçi olarak atanması haberi anti-emperyalist çevrelerin dikkatini çekti ve büyük tepki topladı. Robert Komer'in Türkiye'de görevlendirilmesine karşı sol basında çıkan haber ve makalelerle uyarılan anti-emperyalist gençler Türkiye'ye indiği andan başlayarak Komer'i protesto eylemlerine girişmeye karar verdiler.

Kasım sonunda. İstanbul havalimanına ineceği haberi alınan büyükelçiyi protesto için havalimanında toplanan DÖB ve FKFli gençler piste çıkarak içinde Komer'in olduğunu sandıkları uçağı taşa tuttular. Daha sonra gözaltına alınan ve aralarında Deniz Gezmiş ve Mustafa Gürkan'ın da olduğu gençlerden beşi tutuklandı.

Komer'in İstanbul'a inişinde başlayan gösteriler, aynı gece Ankara'ya inişinde de sürdü. İstanbul'daki olayları haber alan ODTÜ ve Ankara Üniversitesi 'nden sosyalist ve sosyal demokrat her eğilimden anti-emperyalist öğrenciler Esenboğa havalimanında Komer aleyhinde gösterilerini sürdürdüler. Toplum polisi tarafından havalimanından uzaklaştırılan öğrenciler, gece ABD'ye ait işyerlerine ve subay dinlenme tesislerine karşı gösterilere giriştiler. Ankara'da da bazı öğrenciler tutuklandı.

Komer'in Türkiye'de göreve başlamasından sonra günlük Akşam, Cumhuriyet gazeteleriyle, Türk Solu ve Ant dergilerinde çıkan yazılarda Komer'in Vietnam'da görev yaptığı sırada "Vietnam Kurtuluş Cephesi"ne karşı giriştiği tertipler sergilenerek, görevden alınması isteği tekrarlanıyordu. Vietnam devrimcilerinin "Honço" (kasap) adını verdiği Komer'e karşı tepkiler büyümeye devam ederken büyükelçi ODTÜ rektörüne bir ziyarette bulundu ve bu ziyaretle birlikte, ABD çıkarlarına karşı şiddet uygulanması eğilimi ilk kez kitlesel bir boyut kazandı.

Komer'in Arabasının ODTÜ'de Ateşe Verilmesi

ABD Ankara büyükelçisi Robert Komer, rektör Kemal Kurdaş tarafından yetkili kurullardan herhangi birine haber verilmeksizin 6 Ocak 1969'da ODTÜ'ye çağrıldı. Elçinin resmî makam arabasının forsunu açarak rektörlük önünde park ettiği haberi, daha birkaç hafta önce kendisini protesto etmek üzere havalimanını doldurmuş olan binlerce ODTÜ öğrencisi tarafından önce hayret sonra öfkeyle karşılandı ve öğrenciler giderek büyüyen bir kitle halinde ABD elçisinin arabasının park edildiği rektörlük binası önünde toplanarak ABD ve rektör Kurdaş 'a karşı gösterilere başladılar; tepkiler büyüdükçe öğrenciler kitle halinde ABD büyükelçisinin arabasını kollarıyla Çaldırarak devirdiler ve ters çevirdiler; ardından, arabanın deposundan aldıkları benzinle, Sinan Cemgil, Taylan Özgür, Ulaş Bardakçı ve İbrahim Seven arabayı ateşe verdiler.

Arabayı söndürmesi için çağrılan kent itfaiyesinin arabayı söndürmesine de izin vermeyen öğrenciler, sonuna kadar yanmasını bekledikten sonra arabanın enkazı üzerinde hatıra fotoğrafı çektirmeye başladılar.

Olay, siyasal ve diplomatik çevrelerde bir şok etkisi yarattı. ABD çıkarlarının savunucusu bir hükümetin büyük oy desteğine sahip olduğu bir dönemde, ABD tarafından finanse edilen ve İngilizce eğitim yapılan bir eğitim kuruluşunda böylesine şiddetli bir anti-ABD patlamanın ortaya çıkması çok da beklenmedik bir durumdu.

Öte yandan ODTÜ rektörü Kurdaş ve ABD elçisi Komer öğrencilerin tepkisini hiçe saydıkları ve hatta bu eylemi bilerek kışkırttıkları suçlamalarına herhangi bir karşılık getiremezken yaptıkları açıklamalarla tepkilerin daha da şiddetlenmesine yol açtılar ve önceleri "babacan" bir rektör imgesinin ardında gizlenen Kurdaş devrimci öğrencileri "tepelemek"ten söz etmeye başlayınca ODTÜ öğrencilerinin nefretini kazandı ve sürekli protestolar ile ertesi yıl rektörlüğü Erdal İnönü 'ye bırakmak zorunda kaldı.

ODTÜ yönetiminin Rektör Kemal Kurdaş'ın isteği üzerine üniversiteyi Ocak sonundan itibaren tatil etmesi kararına karşı, ODTÜ öğrencileri üniversiteyi ve kampus içindeki yurtları terketmemeye ve direnmeye karar verdiler, bir "direniş komitesi" oluşturuldu ve "Direniş" adıyla bir dergi yayınlanmaya başladı. 


ODTÜ’de 1969 yılında yaşanan Komer Olayı, tekil bir “olay” olarak değil; Türkiye’nin soğuk savaş koşullarında şekillenen siyasal iklimi, üniversitelerin toplumsal rolü ve gençlik hareketlerinin anti-emperyalist karakteri içinde ele alınmalıdır. Komer Olayı dönemin üniversite gençliğinin yalnızca anlık tepkisi değil, yapısal bir itirazı görünür kıldığı bir kırılma noktasıdır.

Soğuk Savaş konjonktüründe Türkiye, ABD emperyalizminin askeri, siyasal ve iktisadi hegemonyası altında yeniden yapılandırılırken Vietnam’da yürütülen emperyalist savaşın mimarlarından birinin Türkiye’de “danışman” sıfatıyla bulunması, üniversite gençliği açısından emperyalizmin doğrudan ve sembolik bir tezahürü anlamına gelmiştir. Tam da bu nedenle ODTÜ’de yükselen tepki, kapitalist-emperyalist dünya sistemine yönelmiş yapısal bir itirazdır.

Komer Olayı, ODTÜ’nün tarihsel olarak taşıdığı özerklik, eleştirel düşünce ve kamusal sorumluluk geleneğinin anti-emperyalist, halkçı ve özgürlükçü yönünü görünür kılan simgesel bir eşik olarak ODTÜ hafızasında yerini almıştır.


6 Ocak, ODTÜ’nün yalnızca teknik bilgi üreten bir kurum değil; sermaye düzeninin ideolojik tahakkümüne karşı kolektif bilinci geliştirebilen bir mücadele alanı olduğunu hatırlatır. Komer Olayı, bugün iktidarların piyasalaştırılan, güvencesizleştirilen ve siyasetsizleştirilen üniversite hedefine karşı yürütülen mücadelenin tarihsel referans noktalarından biridir.

Dün olduğu gibi bugün de ODTÜ, biat etmeyenlerin, sorgulayanların ve eşit, özgür bir gelecek için mücadele edenlerin yaşam alanı olmaya devam edecektir.

Anılar

Bu koleksiyonla ilgili hatırladıklarınız arşivin bir parçası olsun. Paylaştığınız anı, arşiv ekibinin onayından sonra bu sayfada yayınlanır.

Henüz anı paylaşılmamış. İlk siz olun.

Açıklama


1968 sonbaharında Vietnam'da "pasifikasyon" ya da savaşın Vietnamlılaştırılması ile görevlendirilmiş olan CIA uzmanı Robert Komer 'in Türkiye'ye büyükelçi olarak atanması haberi anti-emperyalist çevrelerin dikkatini çekti ve büyük tepki topladı. Robert Komer'in Türkiye'de görevlendirilmesine karşı sol basında çıkan haber ve makalelerle uyarılan anti-emperyalist gençler Türkiye'ye indiği andan başlayarak Komer'i protesto eylemlerine girişmeye karar verdiler.

Kasım sonunda. İstanbul havalimanına ineceği haberi alınan büyükelçiyi protesto için havalimanında toplanan DÖB ve FKFli gençler piste çıkarak içinde Komer'in olduğunu sandıkları uçağı taşa tuttular. Daha sonra gözaltına alınan ve aralarında Deniz Gezmiş ve Mustafa Gürkan'ın da olduğu gençlerden beşi tutuklandı.

Komer'in İstanbul'a inişinde başlayan gösteriler, aynı gece Ankara'ya inişinde de sürdü. İstanbul'daki olayları haber alan ODTÜ ve Ankara Üniversitesi 'nden sosyalist ve sosyal demokrat her eğilimden anti-emperyalist öğrenciler Esenboğa havalimanında Komer aleyhinde gösterilerini sürdürdüler. Toplum polisi tarafından havalimanından uzaklaştırılan öğrenciler, gece ABD'ye ait işyerlerine ve subay dinlenme tesislerine karşı gösterilere giriştiler. Ankara'da da bazı öğrenciler tutuklandı.

Komer'in Türkiye'de göreve başlamasından sonra günlük Akşam, Cumhuriyet gazeteleriyle, Türk Solu ve Ant dergilerinde çıkan yazılarda Komer'in Vietnam'da görev yaptığı sırada "Vietnam Kurtuluş Cephesi"ne karşı giriştiği tertipler sergilenerek, görevden alınması isteği tekrarlanıyordu. Vietnam devrimcilerinin "Honço" (kasap) adını verdiği Komer'e karşı tepkiler büyümeye devam ederken büyükelçi ODTÜ rektörüne bir ziyarette bulundu ve bu ziyaretle birlikte, ABD çıkarlarına karşı şiddet uygulanması eğilimi ilk kez kitlesel bir boyut kazandı.

Komer'in Arabasının ODTÜ'de Ateşe Verilmesi

ABD Ankara büyükelçisi Robert Komer, rektör Kemal Kurdaş tarafından yetkili kurullardan herhangi birine haber verilmeksizin 6 Ocak 1969'da ODTÜ'ye çağrıldı. Elçinin resmî makam arabasının forsunu açarak rektörlük önünde park ettiği haberi, daha birkaç hafta önce kendisini protesto etmek üzere havalimanını doldurmuş olan binlerce ODTÜ öğrencisi tarafından önce hayret sonra öfkeyle karşılandı ve öğrenciler giderek büyüyen bir kitle halinde ABD elçisinin arabasının park edildiği rektörlük binası önünde toplanarak ABD ve rektör Kurdaş 'a karşı gösterilere başladılar; tepkiler büyüdükçe öğrenciler kitle halinde ABD büyükelçisinin arabasını kollarıyla Çaldırarak devirdiler ve ters çevirdiler; ardından, arabanın deposundan aldıkları benzinle, Sinan Cemgil, Taylan Özgür, Ulaş Bardakçı ve İbrahim Seven arabayı ateşe verdiler.

Arabayı söndürmesi için çağrılan kent itfaiyesinin arabayı söndürmesine de izin vermeyen öğrenciler, sonuna kadar yanmasını bekledikten sonra arabanın enkazı üzerinde hatıra fotoğrafı çektirmeye başladılar.

Olay, siyasal ve diplomatik çevrelerde bir şok etkisi yarattı. ABD çıkarlarının savunucusu bir hükümetin büyük oy desteğine sahip olduğu bir dönemde, ABD tarafından finanse edilen ve İngilizce eğitim yapılan bir eğitim kuruluşunda böylesine şiddetli bir anti-ABD patlamanın ortaya çıkması çok da beklenmedik bir durumdu.

Öte yandan ODTÜ rektörü Kurdaş ve ABD elçisi Komer öğrencilerin tepkisini hiçe saydıkları ve hatta bu eylemi bilerek kışkırttıkları suçlamalarına herhangi bir karşılık getiremezken yaptıkları açıklamalarla tepkilerin daha da şiddetlenmesine yol açtılar ve önceleri "babacan" bir rektör imgesinin ardında gizlenen Kurdaş devrimci öğrencileri "tepelemek"ten söz etmeye başlayınca ODTÜ öğrencilerinin nefretini kazandı ve sürekli protestolar ile ertesi yıl rektörlüğü Erdal İnönü 'ye bırakmak zorunda kaldı.

ODTÜ yönetiminin Rektör Kemal Kurdaş'ın isteği üzerine üniversiteyi Ocak sonundan itibaren tatil etmesi kararına karşı, ODTÜ öğrencileri üniversiteyi ve kampus içindeki yurtları terketmemeye ve direnmeye karar verdiler, bir "direniş komitesi" oluşturuldu ve "Direniş" adıyla bir dergi yayınlanmaya başladı. 


ODTÜ’de 1969 yılında yaşanan Komer Olayı, tekil bir “olay” olarak değil; Türkiye’nin soğuk savaş koşullarında şekillenen siyasal iklimi, üniversitelerin toplumsal rolü ve gençlik hareketlerinin anti-emperyalist karakteri içinde ele alınmalıdır. Komer Olayı dönemin üniversite gençliğinin yalnızca anlık tepkisi değil, yapısal bir itirazı görünür kıldığı bir kırılma noktasıdır.

Soğuk Savaş konjonktüründe Türkiye, ABD emperyalizminin askeri, siyasal ve iktisadi hegemonyası altında yeniden yapılandırılırken Vietnam’da yürütülen emperyalist savaşın mimarlarından birinin Türkiye’de “danışman” sıfatıyla bulunması, üniversite gençliği açısından emperyalizmin doğrudan ve sembolik bir tezahürü anlamına gelmiştir. Tam da bu nedenle ODTÜ’de yükselen tepki, kapitalist-emperyalist dünya sistemine yönelmiş yapısal bir itirazdır.

Komer Olayı, ODTÜ’nün tarihsel olarak taşıdığı özerklik, eleştirel düşünce ve kamusal sorumluluk geleneğinin anti-emperyalist, halkçı ve özgürlükçü yönünü görünür kılan simgesel bir eşik olarak ODTÜ hafızasında yerini almıştır.


6 Ocak, ODTÜ’nün yalnızca teknik bilgi üreten bir kurum değil; sermaye düzeninin ideolojik tahakkümüne karşı kolektif bilinci geliştirebilen bir mücadele alanı olduğunu hatırlatır. Komer Olayı, bugün iktidarların piyasalaştırılan, güvencesizleştirilen ve siyasetsizleştirilen üniversite hedefine karşı yürütülen mücadelenin tarihsel referans noktalarından biridir.

Dün olduğu gibi bugün de ODTÜ, biat etmeyenlerin, sorgulayanların ve eşit, özgür bir gelecek için mücadele edenlerin yaşam alanı olmaya devam edecektir.